Yeşilçam sinemasının tarihinde önemli bir yere sahip olan Yusuf Sezgin, karakteristik özellikleri ve dini filmlerden salon filmlerine uzanan başarılı kariyeriyle tanınır. 22 Nisan 1946'da İstanbul'un Bakırköy ilçesinde dünyaya gelen Sezgin, bebeklik döneminde babasını kaybetmiş ve bu kaybın etkisiyle büyümüştür. Annesi İzmir kökenli olduğundan, babasının vefatının ardından ailesinin yanına İzmir'e yerleşmişlerdir. Sezgin'in çocukluğu ve gençliği İzmir'de geçerken, babasızlık duygusu ve kaçırılmış çocukluk anıları onun hayatına damgasını vurmuştur. Yıllar sonra yetenekli bir sanatçı olarak "Annem bana hem annelik hem babalık yaptı. Kendi mutluluğunu hep ikinci plana attı. Benim için İsmail dedemi baba olarak kabul ettim ve sonunda onları İstanbul'a yanıma getirdim" diyerek iç dünyasını açmıştır. Sezgin, küçük yaşlarından itibaren tiyatro yeteneğine sahipti. Oyunculuk hayalleriyle dolu olan Sezgin, İzmir'deki lise eğitimini yarıda bırakarak sanat dünyasına ilk adımını attı. 16 yaşında, 1960 yılında Vakko için model olarak çalışmaya başladı ve bu işi üç yıl boyunca sürdürdü. Bu süreçte Haldun Dormen ile tanışması, onu kısa sürede tiyatro sahnesine taşıdı. Tiyatro oyunculuğu yaparken sinema yapımcılarının ilgisini çekmeye başladı ve 1963 yılında Ses dergisinin düzenlediği yarışmada finale kaldı. 1960'ta "Kavgasız Yaşayalım" filmiyle sinemaya adım atan Sezgin, 1964'te "Hazreti Yusuf" filmiyle ilk başrolünü oynadı. Dini filmlerle başladığı sanat hayatı, romantik, macera ve köy filmlerine evrildi. Yakışıklılığı ve karizmatik duruşuyla genç kızların hayranlığını kazanan Sezgin, üç yüzden fazla filmde başrol oynamıştır.
Yeşilçam sinemasının tarihinde önemli bir yere sahip olan Yusuf Sezgin, karakteristik özellikleri ve dini filmlerden salon filmlerine uzanan başarılı kariyeriyle tanınır. 22 Nisan 1946'da İstanbul'un Bakırköy ilçesinde dünyaya gelen Sezgin, bebeklik döneminde babasını kaybetmiş ve bu kaybın etkisiyle büyümüştür. Annesi İzmir kökenli olduğundan, babasının vefatının ardından ailesinin yanına İzmir'e yerleşmişlerdir. Sezgin'in çocukluğu ve gençliği İzmir'de geçerken, babasızlık duygusu ve kaçırılmış çocukluk anıları onun hayatına damgasını vurmuştur. Yıllar sonra yetenekli bir sanatçı olarak "Annem bana hem annelik hem babalık yaptı. Kendi mutluluğunu hep ikinci plana attı. Benim için İsmail dedemi baba olarak kabul ettim ve sonunda onları İstanbul'a yanıma getirdim" diyerek iç dünyasını açmıştır. Sezgin, küçük yaşlarından itibaren tiyatro yeteneğine sahipti. Oyunculuk hayalleriyle dolu olan Sezgin, İzmir'deki lise eğitimini yarıda bırakarak sanat dünyasına ilk adımını attı. 16 yaşında, 1960 yılında Vakko için model olarak çalışmaya başladı ve bu işi üç yıl boyunca sürdürdü. Bu süreçte Haldun Dormen ile tanışması, onu kısa sürede tiyatro sahnesine taşıdı. Tiyatro oyunculuğu yaparken sinema yapımcılarının ilgisini çekmeye başladı ve 1963 yılında Ses dergisinin düzenlediği yarışmada finale kaldı. 1960'ta "Kavgasız Yaşayalım" filmiyle sinemaya adım atan Sezgin, 1964'te "Hazreti Yusuf" filmiyle ilk başrolünü oynadı. Dini filmlerle başladığı sanat hayatı, romantik, macera ve köy filmlerine evrildi. Yakışıklılığı ve karizmatik duruşuyla genç kızların hayranlığını kazanan Sezgin, üç yüzden fazla filmde başrol oynamıştır.