Felsefe eğitiminin önkoşulu olarak Mantık bilgisi edinmenin anlamı nedir?
Niçin önce Mantık, sonra Felsefe?
Mantık bilmeden felsefe yapılamaz mı?
Hangi Mantık: Formel Mantık, Sembolik Mantık, Fuzzy Mantık?
Klasik Mantık'ın devri hala geçmedi mi?
Katıl butonu için: @ducanecundiogluresmikanal
Felsefe eğitiminin önkoşulu olarak Mantık bilgisi edinmenin anlamı nedir?
Niçin önce Mantık, sonra Felsefe?
Mantık bilmeden felsefe yapılamaz mı?
Hangi Mantık: Formel Mantık, Sembolik Mantık, Fuzzy Mantık?
Klasik Mantık'ın devri hala geçmedi mi?
Katıl butonu için: @ducanecundiogluresmikanal
• 20. yüzyılda dil, kavramın yerini aldı. 20. yüzyıl dil araştırmalarının çok uğraşıldığı bir dönem oldu.
• Engels’in Marx’ın düşünceleri üzerindeki olumsuz ve olumlu manada katkıları, bilincin/düşüncenin incelenmesini hem diyalektik ile hem materyalizm ile karşıt bir kutba yerleştirdi.
• “Marx’ın bir diyalektiği var mıdır?” sorusuna namuslu bir düşünce adamı olumlu bir cevap veremez. Althusser’ın bütün çabalarına rağmen bu boş bir iddia olarak kalmıştır.
• Mantıkçı pozitivizm bile mantıktan başka her şey ile uğraştı. (dil ve matematik)
• Sembolik mantık/matematiksel mantık denilen şeylerin hepsinde en az yer alan şeydir mantık.
• 20. Yüzyıl mantıktan uzak bir yüzyılın oldu. Metafizik ve mantığın elendiği, kavramın küçümsendiği bir yüzyıl…
• Mantık üniversitelerde bile bu işlerde en yeteneksiz hocalara devredilmiştir. Türkiye’de parlak bir mantıkçı gösteremezsiniz.
• Sadece ülkemizde değil dünya da felsefenin içerisinde mantığın işgal ettiği yer fevkalade yoksuldur. Bunun nedenlerinden bir tanesi emprisicismdir. Deney ve gözlem ile birlikte somut olana saldırıp düşünceyi zayıflatmışlardır. (Hegel’in tabiriyle bu “solucan felsefesi”dir. Genelde karanlıkta çalışır. Hegel buna karşı gözlerini yıldızlara/tanrısal olana diken filozofu koyar.) İkincisi Kartezyen felsefenin matematik vurgusu ve dünyayı matematikleştirmesidir. Bu felsefe bütün evreni bir uzanımlar dünyası olarak gördüğü için bu dünya sayılabilir ve ölçülebilir bir dünyadır. Dünya bir kareli kâğıt gibi algılanmış ve yöntemi de bu bakımdan aritmetik ve geometri olmuştur.
• Felsefi metinlerle irtibat kuramayan modern bilinç bunu mantık bilmediği için yapamaz.
• Felsefenin temel meselelerinde kavrama yükselmek için bilimin bizden istediği sığlığa kapılmamak zorundayız. Felsefe dine direndiği gibi bilime direnme erdemini de göstermelidir.
• Bilim asla insanın en temel ihtiyaçlarını karşılama yeteneğine ulaşamayacaktır.
• “Bilim düşünmez.”
• Platon ve Aristoteles’i paranteze alarak felsefe yapamazsınız. Felsefenin bütün sorunları en temelde hemen hemen bütünüyle tartışılmıştır, bulunan çözümlerin/temellendirmelerin çoğu yanlış olsa bile.
• Felsefenin genel kitlelere bir yararı olmaz. Felsefe daima bir özgürleşme edimidir. O bakımdan çok az kişi (kendini eğitmeyi beceren, kendisiyle savaşabilecek ısrarı gösteren zekâlar) felsefeyle uğraşabilir.
• Felsefe yapma süreci bir insan olma sürecidir. İnsanın sahip olduğu zihinsel yetilerin kuvveden fiile geçmesi demektir ve bununla çok az insan uğraşabilir.
• İnsan refleksiyonu öğrenmeden (kendi içine katlanma yeteneğine sahip olmadan) düşünemez.
• Felsefe ile uğraşmak bağımsızlaşmak demektir. Bağımsızlaşmak (istiklâl), belli bir kütleden kopmak, azalmayı göze almak demektir. (İstiklal savaşları hep bir bütünden koparak küçülme savaşlarıdır.) Özgürlük esas itibariyle büyük bütünlerden (babadan, anadan, örften) kopmak demektir.
• Talebe, talipten gelir, bilmeyi isteyen kişiye denir. Öğrenci, bilmeyi isteyen kişi değildir, bilmeye maruz kalandır.
• Felsefenin ancak talebeleri/talipleri olur. Bunlar da kendini eğitmek konusunda çok uğraşmak durumundadır.
• Bilme mertebelerine dair en otantik ayrım Platon’a aittir. (Platon 7. Mektup)
• Varlığın mertebeleri dörttür:
1- Varlığın kendisi (ateş)
2-Varlığın zihindeki sureti (ateşin zihindeki varlığı)
3-Varlığın dildeki karşılığı (ateş sözcüğü)
4-Varlığın yazıdaki karşılığı (ateş yazısı)
• Mantık ateşin dildeki varlığı ile zihindeki varlığını inceler.
• Mantık için Yunanca’da kullanılan ifade “logos”tur.
• “Natık”ın birinci anlamı konuşma demektir. “nutk” hiçbir dile tek kelime ile çevrilemez çünkü iki anlama gelir: konuşma (vücüd’ü lisani), düşünme (vücud’ü zihni).
• Nutk ikiye ayrılır:
1-iç konuşma (düşünme demektir, kelimelerle olduğu varsayılır.)
2-dış konuşma
• Mantık dış konu ile iç konuşma arasında olup-biteni inceleyen bir bilim dalıdır.
• Aristoteles’e göre mantık felsefî/teorik bilimleri tahsil etmeden önce elde edilmesi gereken bir “organon”dur, alettir/araçtır.
• Sözcük ve tümce dediğimizde dilin, önerme ve kavram dediğimizde mantığın alanındayız. Düşüncenin temeli daima dil olarak görülmüştür. Dile dayanmadan düşünmeden söz edemeyiz.
• Dil bir iletişim ilişkisini barındırdığından amacı tamamlanmaktır. Dilde doğru veya yanlış olan şeylerin iletimi/ifadesi söz konusudur. Bu ifade, hakkında olduğu şeye ya mutabıktır ya değildir. Dolayısıyla iletişim, yargı varsa bir doğruluk yanlışlık değeri de taşır.
• Dilsiz mantık olmaz. Matematik mantığı dilden ayırmıştır.
• Kelimeler olmadan felsefe olmaz.
• Yargının olması için “doğru mu yanlış mı” sorusuna yanıt alabileceğimiz ifade öbeklerine ulaşmak zorundayız.
• Tek sözcüklerde (elma, kırmızı) yargı bulunmaz. Yargın olabilmesi için nispetin olması lazımdır. Tek sözcükte nispet olmaz. Nispetin olabilmesi için en az iki şeyin olması lazımdır. (Elma tatlıdır.)
• Yargı isim ve sıfat tamlamalarında da bulunmaz. (sarı elma, mavi deniz)
• Elmayı getir! (emir cümlesi, yargı bildirmez)
Keşke bir elmam olsa… (dilek cümlesi, yargı bildirmez)
Elma yeme! (nehiy cümlesi, yargı bildirmez)
• Söz ikiye ayrılır: Kelam-ı ihbari, Kelam-ı inşai (emir-neyih-dilek-soru cümleleridir bunlarda yargı bulunmaz. Bunlar edebiyatta kullanılır mantıkta kullanılmaz.)
• Yargı bildiren cümlelere önerme denir. Mantık yargının peşindedir. Yargı varsa o cümle için doğrudur-yanlıştır denir.
• Mantık eğitimi görmeden karama yükselemez, soyutlamanın yasalarını beceremezsiniz.
• Özdeşlik iki şeyin birbirine eşitliği diyorlar. Özdeşlikte iki şey yoktur. A A’dır ile A=A aynı anlama gelmez. A A’dır, A kendisidir demektir. Ayniyet varsa gayriyet vardır, özdeşlik varsa ister istemez başkalık vardır ve ister istemez ayrım ortaya çıkar.
• Mantık düşünmek için dilden başlar ama dilden kurtulmak için dilden başlar.
• Sözcüklerin anlamı, nesnelerin kavramı vardır. Sözcüklerin alanındaysak dil alanındayız ama nesne ve kavram alanındaysak mantık ve felsefe alanındayız.
• “Anlam, sözcüğün karşısına konulan nesnedir.” –Platon
• Dilin sınırları ile düşüncenin sınırları birbirinden ayrıdır. Düşünce olabildiğince dilden bağımsızlaşmaya çalışır.
• Anlam daima bir lafzın anlamındır. Anlam dil düzeyindedir.
• Dil bizi tikeller dünyasında tutar. Nesneler, imgeler dünyasına bağlı olarak konuşuyoruz demektir.
• Düşünmeye imgeden uzaklaşarak yükselebiliriz.
• Aristoteles nesnelerin bir özü bir de görünüşü olduğu düşünüyordu. Felsefenin insana kazandırdığı marifet temelde görünüşlerin arkasına geçmektir.
• Mantık görünüşleri öz temelinde tartışmayı kavramaya çalışmaktır.
• Mantık düşünmenin üzerine düşünmektir.
• Mantık, insan bilincinin imgelerden kavramlara, cümlelerden önermelere, önermelerden öncüllere, öncüllerden tasımlara yükselmesini sağlamak için bir temel eğitimdir.
• Felsefe yapmak önce kendi dilini oluşturmak demektir. Söyleyeceklerine uygun bir dil üretmeden felsefe yapamazsınız.
• Mantık felsefenin dilidir. Mantığı öğrendiğinizde insanlık tarihinin 2500 yıldır sanat, bilim, din, felsefe alanında irtibat kurabilme sanatını elde edeceğiz.
• Saymanın ve ölçmenin eşyanın özüne nasıl uzandığını kavrayamazsanız içinde yaşadığımız toplumu kavrayamazsınız.
• Mantık hakikati kavramak için değil, hakikate ilişkin kültürel mirası kavramak için mantık öğreniyoruz.
• Felsefe daima bireylerin tercihleriyle ve kendilerini yormalarıyla mümkün olur. Kendinizi yorarsanız genel kanılardan; şiirin, retoriğin, cedelin ve safsatanın tuzaklarından kurtulabilir ve daha sistematik düşünmeyi öğrenebilirsiniz.
• Öneri Eser:
Matematiksel Düşünme – Cemal Yıldırım