Bediüzzaman talebesi Zübeyir’i, Süleymancıların Kur’an Kursuna niçin gönderdi? Süleyman Hilmi Tunaha

AĞABEYLER ANLATIYOR

AĞABEYLER ANLATIYOR

15,978 views

EMİRDAĞLI HÂFIZ MUSA YOLDAŞ
Hâfız Musa Yoldaş Hoca efendi Emirdağlıdır ve 1939 doğumludur. Şimdi İzmir’de ikamet ediyor. Musa hocamızı oğlu Dr. Ceylan Yoldaş, Dr. Metin Kardaş ve Şerafeddin Kartal ağabeyle beraber evinde ziyaret ettik. Musa Yoldaş’tan daha önce hiç duymadığımız ve bilmediğimiz ilginç hatıralar dinledik ve kamera ile kaydettik. Tarih 26 Haziran 2010.
Musa Yoldaş, Hz. Bediüzzaman’ın Emirdağ’da kaldığı evin karşısında bulunan Kur’an Kursu’nda hafız olmuş. Musa hocamız, Emirdağ Lâhikası’nda bahsi geçen büyük Emirdağ yangınının şahidi olduğunu söyleyerek bu yangının bilinmeyen yönlerini anlattı bize. Ayrıca Bediüzzaman hazretlerinin, hocaları Süleyman Efendi’nin talebeleri olan Kur’an kursuna gösterdiği alâkayı da dinledik kendisinden.
Musa Ağabey çok ilginç bir hatıra daha anlattı. O da Abdulkadir Geylâni Hazretlerinin vefatından yüzlerce sene sonra bile gösterdiği manevi tasarrufu... Bu hâdise, başarılı bir KBB uzmanı olan oğlu Dr. Ceylan Yoldaş’ın bizzat başından geçmiş… Baba-oğul yaşadıkları bu gizemli hadiseyi birbirlerini teyid ederek beraberce anlattılar. Aslında istismara açık buna benzer konuları prensip olarak kitabıma almıyorum. Fakat burada durum faklıydı... İki doktorun teyid ve şahadetleri ile Şerafeddin Kartal ağabeyimizin izahları prensibimi bir kerelik değiştirmiş oldu. Hatıralar yazılıp düzenlendikten sonra Musa Yoldaş’a ve oğlu Dr. Ceylan’a tashih ettirilmiştir.  Musa Yoldaş Anlatıyor: 1939 senesinde Emirdağ’ın Sığracık Köyünde doğdum. Uzun yıllar müezzin olarak camilerde görev yaptım. 1977’den itibaren İzmir’de yaşıyorum. 1990 senesinde emekli oldum.
ÜSTAD’IN EMİRDAĞ’DA KALDIĞI EVİN KARŞISINDA BİZİM KUR’AN KURSU BİNAMIZ VARDI
Hafızlığımı 1953 yıllarında Emirdağ Kasaplar Sokağı’nda (şimdi Bolvadin Caddesi deniyor) bulunan Diyanet’e aid Emirdağ Kur’an Kursu’nda başladım. Kurs Diyanet’e aitti. Hocaları resmiydi ama onların Süleyman Efendi’ye bağlılıkları vardı. Yani Süleymancıydılar… Kasaplar Sokağındaki bu ev, Bediüzzaman hazretlerinin Emirdağ’da kaldığı evin tam karşısındaydı. Üstad’la her zaman karşı karşıyaydık. O’nu, her zaman pencereden veya giriş çıkışlarında yolda görüyorduk.  Üstad bizi severdi… Her gün kuşluk vaktinde penceresini açar bizi selamlardı. Biz 15-20 bazen 30-40 talebe pencerelere dolar, Bediüzzaman’a bakardık. Üstad bizi görünce, kollarını böyle açar, göğsüne kor; tekrar kollarını açar, tekrar göğsüne kordu. Dua ediyordu yani. Ben bir gün Zübeyir ağabeye: “Zübeyir abi, Üstad böyle yapıyor, ne demek bu?” dedim. Zübeyir Ağabey: “Hafız’ım Üstad diyor ki, ‘Siz sabisiniz, bana dua edin, Allah sizin dualarınızı kabül eder, ben de size dua ediyorum’ diye size selam veriyor” demişti.
Bizi hafız yapan Hafız İbrahim Köken hocamız beni bir işi olduğu zaman Üstad’ın evine gönderiyordu. Zübeyir Ağabey ekseri kapıyı açar, ben hocamın dediklerini ona söylerdim. Sayısını hatırlamıyorum ama bu şekilde Üstad’a çok gittim. İbrahim hocamızın Üstad’la irtibatı çok oluyordu. Üstad Hazretlerinin dilinden ben anlayamıyordum… Üstad eliyle sırtımı sıvazlardı. Ben bir gün Zübeyir ağabeye Üstad ne diyor diye sorduğumda, “Sana hafız olman için dua ediyor” demişti. Üstad evinde talebelerine ekseri yazı yazdırıyordu. Kendisi ortada, talebeleri etrafında, rahlelerde kitap yazıyorlardı. Ama o talebelerin çok güzel yazıları vardı...  
EMİRDAĞ HALKI BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİ SONRADAN ÇOK SEVMİŞTİ
Emirdağ’da Şıh Aliler (Çalışkanlar Hanedanı) vardı. Onlar Üstad hazretlerinin adamlarıydı, zengindiler. Bu Çalışkanlar bize zekât verirlerdi. Biz talebe olduğumuz için dükkânlarına çağırırlar gizlice zekâtlarını verirlerdi bize. Üstad kuşluk vaktinde çıkar, Çalışkanlar evinden alırdı. Kadın, erkek, çoluk-çocuk Üstad’ın taksisinin karşısına sıraya dizilirdi... Emirdağ’ın Keçili Köyüne giderdi ekseriya Üstad. Orada bir yatır vardı… İkindiden sonra akşama yakın gelirdi evine. Yine millet Üstad’ı bekler, karşılardı…
Üstad Hazretleri Cuma namazları için Çarşı Camii’ne gelirdi. Geçenlerde rahmetli olan Hafız Namık Şenel Hoca efendi orada imamdı. Zübeyir Ağabey önünde, elinde seccade olarak getirirdi. Üstad Çarşı Camii’nin üst katına çıkar, seccadesini serip orada kılardı namazını. Cuma’dan sonra aynı vaziyette evine giderdi.  
Bir gün şunu gördüm ben: Hıdrellez günü kaymakam geldi Üstad’ın evine. Emirdağ’ın üzerinde Adaçalı vardır. Orada türbeler vardı… Emirdağ halkı Hıdrellez günü oraya giderdi. Kaymakam Bediüzzaman hazretlerini oraya götürmek için evine geldi; zilini çaldı, bir ağabey çıktı. Kaymakam’ın Üstad’ı götürmek için geldiğini öğrendim ben. Üstad gitmedi ama… “O gitsin, ben gelirim” demiş. Kaymakam Adaçalı’ya vardığında Bediüzzaman’ı orada namaz kılarken görmüş, çok şaşırmış… Kendisinden önce nasıl gitti diye… Emirdağ halkı bunları gördükçe sonunda Bediüzzaman hazretlerine çok iyi sarılmıştı, çok sevmişlerdi. Baştan öyle değildi…
Hatıraların tamamı Ağabeyler Anlatıyor cilt-7 kitabından okunabilir.